Kapat

HABERLER

Anayasa Mahkemesinin yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kararı

Anayasa Mahkemesinin yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kararı

Somut olayda başvurucunun 2005 yılı sonbahar döneminde girdiği ÜDS'den 70 puan alarak bir doktora programına kabul edildiği, öğrenimini tamamlayarak doktora diplomasını aldığı, sonrasında aralarında başvurucunun da olduğu bir grup akademisyenin yabancı dil sınavlarının şüpheli olduğunu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir. Başsavcılık yirmi bir kişinin sınav sonuçlarını şüpheli bulmuştur. Komisyon, her bir aday için ayrı ayrı değerlendirme raporu hazırlamış; olağan dışı puan artışına sahip kişilerin eş değer sınava çağrılması gerektiği kanaatine varmıştır. ÖSYM tarafından 2/3/2018 tarihli yazıyla; eş değer olan sınava katılım sağlanmadığı takdirde,  olağan dışı bulgu gerekçesiyle şüpheli olarak değerlendirilen sınavın ve söz konusu sınav kapsamında elde edilmiş tüm hakların geçersiz sayılacağı belirtilmiş olup  ücretsiz olarak eş değer bir sınava girmeye davet edilmiştir. Söz konusu çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, işlemin iptali istemiyle 19/3/2018 tarihinde dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde on üç yıl aradan sonra yabancı dil sınav bilgisinin ölçülmesinin anlamlı olmayacağını, girdiği sınavda olağan dışı bir durum olduğunun somut verilerle ortaya konulamadığını ifade etmiştir. Başvurucuya göre eş değer sınava çağrılmaya ilişkin mevzuat Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından soruların sızdırılması veya cevapların bazı örgüt üyelerine verilmesi şeklindeki usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması için yapılmıştır. Başvurucu, kendisinin anılan örgüt ile bir bağının olmadığını ve başvuruya konu sınavda da herhangi bir usulsüzlük yapmadığını ifade etmiştir. Başvurucu 20/4/2018 tarihli dilekçesiyle yürütmenin durdurulması talebinde bulunarak eş değer sınav için tanınan sürenin yeterli olmadığını, ÜDS ile eş değer olduğu belirtilen elektronik yabancı dil sınavının(e-YDS)nitelik itibarıyla farklı olduğunu ve sınavın zorlaştırıldığını ileri sürmüştür. Davanın görüldüğü Ankara 14. İdare Mahkemesi 12/7/2018 tarihli kararıyla iptal davasını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Sınav Güvenliği" başlıklı 9. maddesinin (8) numaralı fıkrasındaki düzenleme çerçevesinde eş değer sınava çağırma için olağanüstü bulguların tespit edilmesinin yeterli olduğu, sınavda kopya çekildiği veya sınav sorularının paylaşıldığı gibi hususların sübuta ermesinin gerekmediği, dolayısıyla amacın olağan dışı bulguların bertaraf edilmesi olduğuna işaret ederek ÖSYM Başkanlığı Yönetim Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığını değerlendirmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesince (Daire) incelenen temyiz talebi 8/2/2019 tarihinde kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla reddedilerek karar onanmıştır. Danıştayın onama kararı üzerine başvurucu tekrar eş değer sınava çağrılmış ancak sınav tarihinde kendisine istirahat verildiğini bildirerek sınava girmemiştir. ÖSYM, başvurucunun 2005 ÜDS sonucunu iptal etmiş; Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla da başvurucunun doktora diploması iptal edilerek üniversite ile ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir. 
Başvurucunun ÖSYM'nin ÜDS sonucunun iptali işlemine karşı açtığı dava idare mahkemesince kabul edilmiş ve Danıştay bu kararı onamıştır. Başvurucunun doktora diplomasının iptal edilmesi ve görev yaptığı üniversite ile ilişiğinin kesilmesi işlemine karşı açtığı iptal davasında idare mahkemesi, yürütmesinin durdurulmasına ve işlemin iptaline karar vermiştir. Dava istinaf aşamasındadır.
İstem: Başvurucu, eş değer sınavdan yeterli bir puan alamaması hâlinde doktorası ve sonrasında akademik unvanlarının geri alınması gibi mesleki hayatı, itibarı, ailesi ve çevresi ile ilişkileri açısından çok önemli sonuçlar doğuracak bir işleme muhatap olması nedeniyle mağduriyet yaşayacağını ifade etmiştir. Başvurucu; böyle ağır sonuçları olan bir tedbirin ancak ciddi ve somut delillere dayanan bir şüphe nedeniyle uygulanabileceğini ifade ederek özel hayata saygı hakkının ve eğitim hakkının, derece mahkemelerince yapılan yargılamalarda davanın sonucuna etki edecek somut olgulara ilişkin açıklamalarının değerlendirilmemesi ve idarenin işleminin hukuka uygun olup olmadığının yeterli şekilde incelenmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. 
Anayasa Mahkemesince başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Eğitim hakkına müdahale olup olmadığının tespiti bakımından başvurucu hakkında tesis edilen işlem yahut karar ile başvurucunun eğitim hakkına yönelik yakın ve kayda değer bir riskin oluştuğunun gösterilmesi yeterlidir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun eş değer sınava çağrılması şeklinde tesis edilen işlem ile başvurucunun doktora diplomasının geçerliliği üzerinde yakın ve makul bir risk doğduğu açıktır. Bu koşullar altında Anayasa’nın 42. maddesi çerçevesinde başvurucunun eğitim hakkına müdahalede bulunulduğunun kabul edilmesi gerekir.
Değerlendirilmesi gereken ilk husus başvurucunun sınavının hangi sebeple incelemeye alındığını bilebilecek durumda olup olmadığıdır. Somut olayda başvurucunun sınavının hangi sebeple incelemeye alındığını bilebilecek durumda olmadığı anlaşılmıştır. Başvurucu hakkındaki sürecin başvurucunun önceden çalıştığı kurumun ihbarı ile başlamış olduğu açık olmakla birlikte gerek idare tarafından yapılan incelemede gerekse mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede ihbarın içeriğinin, ciddiyetinin, başvurucunun sınav sonucu üzerinde ciddi bir şüpheye yol açıp açmadığının değerlendirilmediği görülmüştür. Bununla birlikte çeşitli güvenlik tedbirleri çerçevesinde geçekleştirilmiş, geçerliliği uzun yıllar boyunca tüm kamusal makamlarca kabul edilmiş, kişilere akademik yeterlilik elde etmeleri noktasında önemli hak veya menfaatler sağlamış bir sınavla ilgili olarak kişinin şüpheli sonuçlar elde ettiği yönünde ortaya atılan iddianın ciddi bir şüpheye yol açıp açmadığının değerlendirilmediği görülmüştür.
İdarenin iyi yönetişim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğünün olduğu Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında ifade edilmiştir. İyi yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu bahis mevzusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir. Başvurucunun 12 yılı aşkın bir süre önce katıldığı söz konusu sınava ilişkin sonuç belgesi bu süreçte sunulan kamusal makamlarca kabul edilmiş ve başvurucu akademik bir derece olan doktoraya başlamıştır. 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’da öngörülen olağan dışı bulgulara rastlanması kriterinin sağlanması için basit ve soyut bir şüphe yeterli olmayıp başvurucunun sınavda usulsüzlük yaptığının, yapılan bir usulsüzlüğe ortak olduğunun veya sonuçlarından faydalandığı bir usulsüzlüğün yapılmasına göz yumduğuna ilişkin bulgunun somut olarak ortaya konulması şarttır fakat böyle bir ispat ortaya konmamıştır.
Gerek idare gerekse mahkeme tarafından ortaya konulan gerekçede, başvurucunun eş değer sınava çağrılması ile ilgili olarak girdiği sınavların ortalaması ve son iki sınavı arasındaki puan farkı dışında başka hiçbir tespite yer verilmediği, ilgili tespitin 6114 sayılı Kanun’da öngörülen olağan dışı bulgu kriterini karşılamaya yeterli olup olmadığının tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda başvurucunun eş değer sınava çağrılması sureti ile eğitim hakkına yapılan müdahalenin idarece ve yargılama makamlarınca zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi
Başvuru Numarası: 2019/14060
Karar Tarihi: 3/11/2022
R.G. Tarihi: 11/1/2023

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/01/20230111-18.pdf

Göztepe Sokak No: 11 06080 Hamamönü / Ankara

bilgi@hahukuk.com

Telefon : 0 (312) 312 61 06
Faks : 0 (312) 428 10 23