Kapat

HABERLER

İşçilerin Siyasi Bir Mesaj İçeren Paylaşımları Nedeniyle İş Sözleşmelerinin Feshi, İfade Özgürlüğünün İhlali Niteliğindedir.

İşçilerin Siyasi Bir Mesaj İçeren Paylaşımları Nedeniyle İş Sözleşmelerinin Feshi, İfade Özgürlüğünün İhlali Niteliğindedir.

BAŞVURUYA İLİŞKİN SÜREÇ: Başvuru, işçi statüsünde çalışan başvurucuların terör örgütü üyeliği suçundan şüpheli bir şahsın masum olduğuna dair başlatılan imza kampanyasında imza atmaları ve sosyal medyada bu konuda paylaşım yapmaları nedeniyle iş akitlerinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucular Yusuf Çetriz ve Nüsret Bilen Aşkale İlçe Devlet Hastanesinde teknik personel, Musa Karaca ise İl Göç İdaresinde şoför kadrosunda belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmaktayken FETÖ/PDY üyeliğinden tutuklu olan Aşkale'nin eski belediye başkanını övdüklerinden bahisle başvurucuların iş akitleri 2017 yılında haklı nedenle feshedilmiştir. Başvurucular Yusuf Çetriz ile Musa Karaca'nın tutuklu belediye başkanının masum olduğu yönünde imza kampanyası başlatmaları, Nüsret Bilen'in ise sosyal medya hesabı üzerinden aynı konuda paylaşımda bulunması iş akitlerinin fesih gerekçeleri olarak gösterilmiştir. Başvurucular Yusuf Çetriz ile Musa Karaca'nın anılan eylemleri nedeniyle terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma işlemlerine başlanmış ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucular, fesih işleminin haksız ve geçersiz olduğunu belirterek işe iade talepli tespit davası açmıştır. Davaların görüldüğü Aşkale Asliye Hukuk Mahkemesi davaların reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararlarında Mahkeme; ilgili işverenlerin başvurucuların FETÖ/PDY ile irtibatlı oldukları yönündeki değerlendirmeler nedeniyle iş akitlerini feshettiğini, başvurucuların FETÖ/PDY üyeliği suçundan tutuklu bir kişiyi desteklediklerini belirterek işverenlerden şüphelendikleri kişilerle çalışmalarının beklenemeyeceği gerekçesiyle işverenin şüphe feshinin geçerli olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. Kararların istinaf edilmesi üzerine dosyaları inceleyen Erzurum BAM 6. Hukuk Dairesi iş ilişkisinin devamı için gerekli güven ilişkisinin sarsıldığı değerlendirmesinde bulunarak istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir. Başvurucular, nihai kararları 19/4/2019 tarihinde öğrendikten sonra 14/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 
AYM DEĞERLENDİRMESİ: Başvurucular; masum olduğuna inandıkları bir belediye başkanı lehinde görüş bildirdiklerini, söz konusu kişinin daha sonra beraat ettiğini, görüşlerini yansıtmaktan öteye geçmeyen eylemleri nedeniyle terör örgütüyle irtibatlandırılarak iş akitlerinin feshedilmesinin ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Başvuru ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir. Başvurucular, iş akitlerini fesheden kurumlarda özel hukuk hükümlerine tabi personeller olarak çalışmaktadır. Bu doğrultuda özel hukuk iş ilişkisi kapsamında çalışan bireylerin Anayasal güvenceleri göz ardı edilmemeli, işveren ve çalışanlar arasındaki çatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli, müdahalenin ölçülü olup olmadığı değerlendirilmeli, hüküm kurulurken ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmalıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. Maddesine göre bir davranış ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması hâlinde geçerli sebep sayılabilir. İşçinin davranışlarının işyerindeki üretim ve iş ilişkisi sürecine olumsuz bir etkisi yoksa geçerli bir sebep olarak gösterilmesi mümkün değildir. Başvuruya konu eylemlerin mesai saatleri içinde ya da iş araçlarıyla yahut işyerinde yapıldığı ve başvurucuların bu sebeplerle iş sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getiremediği ileri sürülmemiştir. Söz konusu paylaşımların başvurucuların işi, işyeri veya işvereni ile bir ilgisi bulunduğu da mahkemelerce kabul edilmiş değildir. Başvurucuların paylaşımlarının hangi sebeplerle işveren ile aralarındaki güven ilişkisinin kopmasına ve iş yerinde olumsuzluğa yol açtığı izah edilmemiştir. İşçilerin hangi davranışı ile hangi somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiği eksiksiz olarak tespit edilmemiş, işverenin zarar gören işletme menfaatlerinin neler olduğu açıklanmamıştır. Mahkeme, terör örgütüne üyelik suçundan tutuklanan bir kişiyi övme anlamını taşıyacak davranışların iş akdinin feshini geçerli kıldığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da bunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez, işverenden de terörü öven ya da destekleyen bir çalışanı ile birlikte çalışması beklenemez. Bununla birlikte ilgili işverenler ya da Mahkeme, başvurucuların henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan -daha sonra hakkında beraat kararı verilen- eski bir belediye başkanının masum olduğuna inandıklarını gösteren eylemleri ile terörü ne şekilde övdüklerini ya da desteklediklerini izah etmemiştir. Anılan davranışların siyasi bir mesaj içerdiği iddia edilebilirse bile temel olarak ve inkâr edilemez şekilde bulundukları ilçenin gündemini yakından ilgilendiren bir konuda fikir açıklaması olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Kamu menfaatini ilgilendiren bir husus olduğu dikkate alındığında kullanılan ifadelerin belirli bir husumet içermesi ve belli bir ağırlığa sahip olma ihtimalinin bulunması ifade özgürlüğünün korunması yönündeki gerekliliği ortadan kaldırmaz. Başvurucuların devlet idaresi ile arasında belirli bir düzeyde güven ve sadakat ilişkisinin tesis edilmesi gereken bir devlet memuru olmadığı, işçi olduğu da unutulmamalıdır. Bu bağlamda özel hukuka tabi olarak çalışan işçilerin işverenlerine karşı yerine getirmeleri beklenen sadakat, sakınma ve gizlilik yükümlülüğünün kamu kurumunda çalışanlardan beklenen kadar katı olması beklenemez. Açıklanan ilkeler gözetilmeden uygulanan işten çıkarma yaptırımının amaçlanan hedeflere ulaşmak için son derece ağır niteliktedir. Anayasa Mahkemesi, 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesinin aşırı bir yoruma tabi tutularak düşünce açıklamalarının dolaylı sınırlandırılmasına dayanak yapıldığı ve derece mahkemelerinin Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ilkelere uygun hareket etmediği kanaatine varmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine 10/5/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Başvuru Numarası: 2019/16719 
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/07/20230704-10.pdf

Göztepe Sokak No: 11 06080 Hamamönü / Ankara

bilgi@hahukuk.com

Telefon : 0 (312) 312 61 06
Faks : 0 (312) 428 10 23